Telefon
WhatsApp
İnstagram

AORT ANEVRİZMASI

AORT ANEVRİZMASI

Sol kalbin oksijenlenmiş kanı vücudun bütün atardamar sistemine dağıtan en büyük ve güçlü damardır. Aortanın iki önemli bölümü vardır. İlki kalpten çıktıktan sonra toraks boşluğu (Göğüs boşluğu) içerisinde abdomene doğru ilerleyen torasik aorta, ikinci bölüm ise diaframı geçtikten sonra alt karın kesimine kadar uzanan abdominal aortadır. Aorta çapı yaş, cinsiyet ve bireyden bireye farklılıklar gösterir. Bu nedenle bir damara anevrizma diyebilmek için normal kabul edilen üst sınır değerinin %50 den fazla genişlemiş olması gerekir. Aorta kalpten çıkış bölgesi olan asendan kesimde 25-30 mm çapında olup aşağı doğru seyri boyunca çapı azalmakta ve alt karın bölgesinde 17-20 mm boyutlarına inmektedir. Torasik aortada ortalama 4 cm nin üzerine çıkmış çap artışı, abdominal aortada ise 3 cm’nin üzerine çıkmış çap artışı anevrizma olarak kabul edilir. Yani anevrizma damar çapının genişlemesine verilen isimdir. Anevrizmalar şekillerine göre farklı isimler alabilirler aşağıda çizimde görüldüğü gibi crowford sınıflamasına göre anevrizmalar 4 tiptir.

                                               aortanevrizması

En tehlikelisi tip 2 dir. Torasik veya abdominal aorta anevrizmalarının önemi zayıflamış olan duvar bölgesinden rüptüre (yırtılma) olmasıdır. Aorta rüptürü yüksek ölüm riski taşır. Torasik aorta rüptüründe ölüm oranları %70-80 dir. Bu yüzden tanı ve takip çok önemlidir.

Aorta Anevrizmalarının Belirtileri Torasik ve abdominal aorta gelişimlerinde erken dönemde büyük oranda bulgu yoktur. Bulgular anevrizmanın yeri, boyutu ve eşlik eden hastalığa göre değişiklik göstermektedir. Anevrizma ve rüptür gelişmemişse ve altta yatan travma veya vaskülit hastalığı yoksa bulgular genelde basıya bağlıdır. Göğüs ön taraf veya sırta vuran ağrı, boyun bölgesine uzanan ağrı, öksürük, nefes darlığı, ses tellerine bası nedeniyle ses kısıklığı gibi şikayetler izlenebilir. Abdominal aortada sık görülen bulgular kalple eş zamanla hareket eden pulsatil kitle, genişlemiş aort çapına bağlı olarak karın ve bel ağrısı oluşabilir.

Aort Anevrizmasıın Nedenleri Anevrizmalar genellikle ailesel yatkınlık, kromozom anomalileri, romatizmal hastalıklar, ateroskleroz, şeker hastalığı, hiperlipidemi, hipertansiyon ve sigara içiciliği gibi predispoze faktörlerin eşliğinde gelişir. Torasik ve abdominal aortalar son derece güçlü duvar yapısına sahiptir. Duvarın sağlamlığı elastin ve peptin denilen protein zincirleri tarafından oluşturulur. Bu güçlü duvar yapısında bozulmaya neden olan her faktör, damar içi yüksek kan basıncı nedeni ile anevrizma sebebi olarak sayılır. Damar duvarı tutulumu gösteren birtakım enfeksiyonlar ve travmalar da anevrizma oluşumunda önemli rol oynarlar.

aortanevrizma Aorta Anevrizması Tanısı Anevrizmalar torasik bölgede ekokardiyografi, abdominal aortada ise normal karın ultrasonografisiyle genellikle tesadüfen bulunurlar. Torasik aortada ultrasonografi yeterli bir tanı yöntemi değildir. Torasik aorta anevrizmaları büyük oranda başka nedenlerden dolayı çekilmiş torasik bölgeye yönelik tomografi tetkikinde görülürler. Abdominal aorta anevrizmaları ise batın ultrasonografisi veya genellikle başka nedenlerle yapılmış batın tomografisinde tesadüfen tanı alırlar. İleri boyutlara ulaşmış abdominal aorta anevrizması normal veya renkli ultrasonografi ile kolaylıklı tanı alabilir. Bilgisayarlı tomografik anjiyografi hem tanıda hem de tedavinin planlanmasında son derece öneme sahip bir yöntemdir. Bunların dışında MR anjiyografi veya kateter anjiyografi de tanı yöntemi olarak kullanılabilir.

Aorta Anevrizmasında Tedavi Torasik aortada 4 cm, abdominal aortada ise aort çapı 3 cm’nin üzerine çıkması anevrizma olarak kabul edilir. Aorta çapı genişledikçe rüptür riski artar. Bu nedenle belli çapın altındaki anevrizmalar öncelikle takip ve risk faktörlerinden koruyucu medikal yöntemler olmalıdır. Anevrizmanın çapı, hastanın yaşı, anevrizmanın yeri ve şekline göre takip sıklığı belirlenir. Hafif derecede anevrizma tespit edilmiş hastalarda risk faktörleri olan; aterosklerozun ilerleyişi durdurulmaya çalışılır. Sigara kullanımı kesilmelidir. Tansiyon, şeker hastalığı ve hiperlipidemi kontrol altında tutulmalıdır. Anevrizmaya bağlı ciddi ağrı ve bası bulguları oluşmuş ise 5 cm’yi aşan anevrizmalarda açık veya kapalı yöntemlerle tedavi endikasyonu oluşur. Önemli klinik yakınma yaratmayan hastalarda ise 5.5 cm den sonra ciddi rüptür riski gelişmeye başladığından dolayı hasta ile birlikte karar verilerek operasyonun şekli ve zamanının belirlenmesi gerekir. Operasyon iki türlü planlanabilir. Birincisi ameliyat, ikincisi kapalı sistem anjiografik operasyonlardır. Ameliyatta geniş kesi yapılarak anevrizmatik damara ulaşılır. Bozulmuş damar suni damar ile değiştirilir. Operasyonlarda ölüm riski %10 a kadar çıkabilmektedir. Hastanede kalış süresi yaklaşık 7-10 gündür. Operasyon sonrası kişinin normal hayatına dönmesi çoğu zaman 2 ayı bulabilmektedir. Tüm bu nedenlerden dolayı ameliyattan kaçınıp kapalı yönteme yönelinmelidir. Fakat her hasta kapalı yönteme uygun değildir.

TEVAR (Thoracic EndoVascular Aneurysm Repair) ve EVAR (EndoVascular Aneurysm Repair)

Başlıca kapalı yöntem anjiografik tedavilerdir. EVAR ve TEVAR da kasık bölgesinde küçük bir kesi yapılarak geniş kateterler ile arteryel sisteme girilip buradan torasik ve abdominal aortalara ulaşılır. Yüzeyi kan kaçırmaz metal bir iskeletten oluşan kaplı stentler anevrizma gelişmiş bölge içerisine yerleştirilerek damar yapısı güçlendirilip rüptürün (damar yırtılması) önüne geçilir. Kapalı yöntem tedavilerde hastada önemli bir kesi bulunmadığından dolayı, hasta bir-iki gün hastanede kaldıktan sonra taburcu olur ve bir kaç gün içerisinde normal aktivitelerine dönebilir. EVAR ve TEVAR ın mortalite (ölüm oranı) ve morbidite (sakatlık) oranları açık operasyona göre son derece düşüktür. 

                      tevar                  evar  

TEVAR yöntemiyle Torasik aorta anevrizma onarımı            EVAR yöntemiyle abdominal anevrizma onarımı