Telefon
WhatsApp
İnstagram

GEBELİKTE DERİN VEN TROMBOZU

GEBELİKTE DERİN VEN TROMBOZU

Uzun yıllardan beri gebelik ve derin ven trombozu (Toplardamar tıkanıklığı)arasındaki ilişki bilinmektedir. Tüm gebelik süreci boyunca derin ven trombozu gelişme riski 5 kat artmış durumdadır. En yüksek risk gebelikten hemen sonrası ilk 1-2 haftadır. Postpartum dönem dediğimiz gebelikten sonraki bu ilk birkaç haftalık bölüm gebelik ile ilişkili venöz trombozların önemli bir kesiminden sorumludur.

Gebeliğe ek olarak derin ven trombozu bölümünde anlatmış olduğumuz majör risk faktörleri var ise (bu risk faktörleri; pıhtılaşmaya yatkınlık dediğimiz trombofili, damar yararlanmaları ve hareketsizlik/staz dediğimiz varis varlığı) DVT riskini iyice arttırmaktadır. Farklı ülke çalışmalarında bilindiği kadarı ile 1000 gebelikte birinde derin ven trombozu gelişmektedir.

Gebelikte riski arttıran faktörler; gebelik başlı başına bir risk faktörü olmakla birlikte gebeliğe eklenecek olan genetik pıhtılaşma yatkınlıkları, gebelikte veya daha önce oluşmuş varisler, üriner sistem enfeksiyonları başta olmak üzere yaygın enfeksiyonlar, diyabet, romatizmal hastalıklar, özellikle vücut kitle indeksinin 30kg/m2 nin üzerine çıktığı şişmanlık, ileri yaş, erken doğumlar, hipertansiyon, sigara kullanımı ve sezaryen doğumlar ek risk getirmektedir. Bütün DVT lerde olduğu gibi gebelikte karşılaşılan DVT lerde de %80 oranında sol taraf tutulmaktadır. Bunun nedeni anatomik olarak karın alt bölgesinde bulunan sağ ana iliyak atardamarın sol ana iliyak toplardamara bası yapma eğilimidir. Bu bası varlığını May-Thurner sendromu olarak adlandırmaktayız.

Gebelikteki DVT eğiliminin nedeni DVT de 100 yıl önce son derece iyi tanımlanmış ve hala geçerliliğini koruyan virchow triadı; venöz staz, endotelyal hasar ve hiperkoagülasyon durumlarında belirgin artış olmaktadır. Bu özellikler gebelikteki venöz tromboemboli veya derin ven trombozu eğiliminden sorumludur. Gebelikte hormanların artmış olması venöz dilatasyon dediğimiz toplardamarlarda genişleme ve varis eğilimini arttırmaktadır. Gebelik kanda pıhtılaşma fraktörleri olarak bildiğimiz faktör I, faktör II, faktör VII, faktör VIII , faktör IX ve faktör X düzeylerinde artışa neden olmakta, bunun yanında pıhtılaşmayı engelleyen faktör S düzeyinde azalma oluşturmaktadır. Kısaca gebelik ile birlikte oluşan değişiklikleri özetleyecek olursak varise eğilimin artması, gebeliğin getirdiği kilo artışı ile birlikte fiziksel aktivitenin kısıtlanması, kanda trombofili dediğimiz pıhtılaşma faktörlerinin güçlenmesi ve endotel hasarı riskinin artması gebelikteki pıhtılaşma eğilimini açıklamaktadır. Ek olarak zorlu doğumlar ve sezeryan mobilizasyon dediğimiz hastanın yataktan kalkarak normal fiziksel aktiviteye dönme sürecini uzattığından dolayı fazladan risk oluşturmaktadır.

Gebelikte DVT tedavisi Gebelikte derin ven trombozu için heparin dediğimiz kan sulandırıcılar kullanılır. Heparin seçiminde dikkat edilmesi gereken yeni jenerasyon küçük moleküler ağırlıklı heparinler olmalıdır. Düşük molekül ağırlıklı heparin iyi ve güvenli bir kan sulandırıcı etki yanında ciddi yan etkilerin bulunmaması ve plasentayı geçerek bebekte hasar oluşturmaması nedeni ile gebelik bitene kadar kullanılmalıdır. Gebelikten sonra en az 6 hafta bu tedaviye devam edilmelidir. Antikoagülan dediğimiz bu tedavi yeterli olmamışsa gebelikten 1-1,5 ay sonra tıkalı toplardamar alanları ve daralmış bölgelerin açılması için balon anjiyoplasti veya stent uygulamaları yapmak için hasta anjiyografik kapalı operasyona alınabilir.