Telefon
WhatsApp
İnstagram

Varis

Varis

VARİS NEDİR?

Varis vücudun her yerinde gözlenebilmekle birlikte genelde bacaklarda bulunan toplardamarların genişleyerek ciltten kabarık yeşil-mor hal almasıdır.

VARİSİN NEDENİ 

 

varistanı

                                                                Sağlıklı damar                           Genişlemiş ve kapak

                                                               ve venöz kapaklar                    yapısı bozulmuş 

                                                                                                                    yetmezlik gösteren damar

 

 

 Varisin nedeni genelde kasık bölgesinden başlayarak bacak iç yüzünde aşağı doğru uzanan, cilt altı yerleşimli, kirli kanı akciğere taşıyan büyük safen toplardamarında yetmezlik oluşmasıdır (Variste birçok toplardamar sistemi sorumlu olmakla birlikte en sık safen venler olduğundan anlatım safen ven üzerinden yapılacaktır). Toplardamarın içinde kan kalbe tek yönlü akmak zorundadır. Damar içerisinde kanın aşağı kaçısını engelleyen kapak yapıları  mevcuttur. Bu kapaklar bozulursa reflü (ters akım) dediğimiz toplardamar içerisindeki kanın aşağı kaçışı, bacak damarlarında basınç artışı ve damar içerisinde kan göllenmesi oluşur. Basınç artışı yıllar içinde normal cilt altı damarlarını özellikle diz altı bölgede genişleyip şişerek varisleri oluşturmasına neden olur. Varis oluşumunda ailesel geçiş, kadın cinsiyeti, kilo, gebelik, meslek gereği fazla ayakta kalmak ve yaş risk faktörleridir. Varis kadınlarda erkeklere göre birkaç kat fazla görülür. Yetişkin kadınların yarıdan fazlasında varis mevcuttur. 

VARİS TİPLERİ NELERDİR?

Anatomik yapısına göre varisler 3’e ayrılır. Kılcal varisler (Telenjiektazik varisler), Ağ tarzı (Retiküler) varisler ve Büyük (Trunkal-variköz) varislerdir.

Telenjiektazik (Kılcal Varisler) Genelde kadınlarda ve ilerleyen yaşlarda daha çok görülür. Bu varisler ciddi sağlık sorunu yaratmamakla birlikte önemli kozmetik problem oluşturabilirler. Çapları 0-5 ile 1 mm arasında kırmızı-mor renkte, örümcek ağına benzeyen, birbirleri ile bağlantılı kılcal damarlardır. Bölgesel tutulum gösterebildikleri gibi bacağın geniş alanlarını tutarak kötü bir görünüm oluşturabilirler.

ghf

 

Retiküler (Ağsı varisler) 2-4 mm genişliğinde cildin hafif kabarık yeşil mavi renkli varislerdir.

2

Büyük (Trunkal/Variköz) Varisler Çapları 4 mm’den daha geniş çoğunlukla diz altı alanlarda, bacak iç kesimlerinde görülür. Bir araya gelerek cilt altında üzüm salkımı tarzı pake oluşturma eğiliminde, yeşil renkli yapılardır. Genelde ciddi toplardamar yetmezlikleri ve damar tıkanıklıklarına bağlı gelişirler.

3

VARİS BULGULARI 

  Varise bağlı şikayetler tipik olarak günün geç saatleri artan tarzda, kramp, ağrı, kaşıntı ve şişliktir. 

-Kramplar; Akşam, gece veya uykudan uyandıran özellikle alt bacak baldır bölgesindedir. 

-Ağrı; Derinden, yorgunluk ağrısı gibi bacağa ağırlık veren yine baldır bölgesinde daha belirgindir. 

-Şişlik; Erken dönemlerde ayak bileği bölgesinden ve sabahları rahat akşamları şişlik tarzında olurken geç dönemde şişlik tüm baldır bölgesini içine alabilir. 

-Kaşıntı; Genellikle variköz tipteki büyük varislerde yanma hissi ile birlikte görülür. 

-Kanama; Genişleyerek basıncı artmış ve yüzeyelleşmiş venöz yapılar küçük travmalarla dahi kanayabilir. 

-Bunların dışında cildin kalınlaşması ve sertleşmesi (Dermoskleroz), Hiperpigmentasyon (Ciltte koyulaşma), Tüylerde dökülme ve venöz ülserler sayılabilir. 

 

Varisleri klinik olarak sınıflayabiliriz; CEAP değimiz ‘Clinic , Ethology, Anatomy, Pathology’ baş harflerinden oluşturulmuş olmakla birlikte fakat günümüzde bulgular klinik olarak sınıflandırılmaktadır. 

Görülebilir bulgu yok                                                          0 

Telenjiektazi-retiküler venler                                         1 

Variköz venler                                                                    2 

Ödem gelişimi                                                                   3 

Cilt değişiklikleri                                                               4 

Cilt değişikliklerine eşlik eden iyileşmiş ülser          5 

Cilt değişikliklerine eşlik eden aktif ülser                 6 

Asemptomatik                                                                A  

Semptomatik dediğimiz zaman                                 S  harfini ekliyoruz. 

 

VARİSTE TANI 

  Tanıda şu an tüm dünyada altın standart tanı metodu renkli doppler ultrasonografidir. Nadiren manyetik rözonans( MR), bilgisayarda tomografi (BT) ve venografiye ihtiyaç olabilir. Bütün patolojik süreçlerde olduğu gibi doğru tedavi doğru tanı ile başlar. Konu ile ilgilenen girişimsel radyolog renkli doppler ultrasonografi ile tanısını kolayca koyup damar haritasını çıkarıp tedavisini yapabilir. Varislerin nedeni damar yetmezliğidir. Alt ekstremitede varislerden %90 büyük safen ven sorumludur ve doppler ultrasonografiyle yetmezlik bir dakikada gösterilebilir.                                                           

 VARİSTE TEDAVİ 

  Eski klasik ameliyat yöntemleri neredeyse tamamen terk edilmiş durumdadır. Günümüzde variste ‘minimal invazivi’ işlemler ön plandadır. Minimal invaziv denilen yöntem; bozuk damara sadece bir iğne deliğinden girilerek yapılan tedavidir. Hastaya kesi veya genel anestezi uygulanmaz sadece lokal anestezi kullanılır. İşlem USG eşliğinde yapıldığından bu konuda deneyimli girişimsel radyolog veya deneyimli kalp damar cerrahları kısa sürede hastanın tedavisini yapıp hastanede yatış gerektirmeden hastayı taburcu edebilirler. Günümüzde tedavide ablasyon (ısıyla yakma) ve bioglue (yapışyırma) yöntemleri kullanılır. 

 Ablasyon Tedavileri; Variste iki türde ablasyon yöntemi mevcuttur. Bu iki yöntemde farklı iki enerji tipi kullanılır.  

-LASER (Light Amplification by Stimulated Emission of Radiation) bu enerji kaynağı ile endovenöz lazer ablasyon (EVLA) tedavi yöntemli geliştirilmiştir. Burada enerji kaynağı LASER jeneratörü ile elde edilir. 

-Radyofrekans ablasyon yöntemi; Lazere göre daha yeni bir tedavi yöntemidir. Burada lazer enerjisi yerine damar içerisinden benzer şekilde lazere benzer yoğun radyofrekans enerjisinden faydalanılarak yapılır. Bu iki yöntemin uygulanış biçimleri ve klinik etkiler birbirine neredeyse eşit olduğundan ablasyon derken artık lazer ya da RF ayrımı yapılmamaktadır. Lazer ablasyon veya radyofrekans (RF) ablasyon yöntemi birbirine çok benzerdir. Doppler ultrasonografi eşliğinde diz seviyesinin altında büyük safen ven dediğimiz toplardamar bulunarak bu bölge küçük bir enjektörle lokal olarak uyuşturulur. Uyuşturulan bölgeden damar içerisine bir iğne yardımı ile basit yumuşak teller gönderilip bu teller üzerinden lazer veya RF kateterleri kasık bölgesine kadar iletilir. Kasık bölgesi ultrasonografi ile detaylı incelenerek Kateler ucunun derin ven bileşke mesafesine 2 cm’den fazla yaklaşılmaması sağlanır. Doğru yer bulunduktan sonra lazer veya RF enerjisi verilmeye başladır. Her iki yöntemde de damar içerisinde çok yüksek ısı oluşur ve damar içerisindeki kan ısısı artarak zarar görmüş damar duvarı bozulup buruşarak kapanır. Bu iki yöntemde de vücut içerisinde bir ısı oluştuğundan ve damar dışı çevre dokuda hasarlanma yaratacağından dolayı hem ağrı kesici hem de çevre dokuları korumak için tümesan anestezi dediğimiz damar kılıflarının içine, damarın dışına 200-300 cc lik lokal anestezili sıvı doldurulur. Damar çevresindeki bu sıvı yastıkçık görevi görerek damar içerisindeki ısının çevre dokuya etkisini ve cilt-cilt altı bölgedeki yanık oluşumlarını engelleyecek aynı zamanda ağrı duyusunu bloke edecektir. Bu iki yöntemde tümesan anestezi iyi yapılmadığı takdirde ağrı duyusu oluşabileceği gibi ciltte yanan bölgede çok hafif kalıcı renk değişikliği olabilir. 

Ablasyon sonrası hastalar ne zaman normal yaşamına döner; Endovenöz ablasyon sonrası hasta masadan kalkmadan önce bacak elastik bandaj ile sarılır. 2 gün boyunca bandaj çıkarılmaz. Hasta masadan kaldırıldıktan sonra 1 saat gözlem altında tutulur ve o günü evinde geçirilmesi söylenir. Aşırı ayakta kalmamak ve ağır efor sarf etmemek kaydı ile hasta ertesi gün işine dönebilir.  

 Ablasyon tedavisinin avantajları; işlem süresi yaklaşık 30 dakikadır. Genel anestezi gerektirmez. Ablasyon tedavisini klasik cerrahiye göre kıyasladığımızda son derece konforlu ve bu konuda çığır açmış bir yöntemdir. Enfeksiyon riski neredeyse yok denecek kadar azdır. Deneyimli ellerde yanık izi veya ciltte deformasyon son derece az görülür. İşlemden 1-2 gün sonra normal aktiviteler ve hafif sporlara başlanabilir. Ağır sporlar için birkaç haftalık bir iyileşme periyodu bırakmak gerekir. 

Endovenöz ablasyonda başarı; LASER ve RF uygulamalarında birbirine eşittir. Ablasyon tedavilerinin başarı oranları %95 civarındadır. Klasik ameliyatların başarı oranı düşüktür. 

Safen venlerin ablasyon ile kapatılması problem yaratır mı; Bacakta büyük safen denilen toplardamarlar Kasık iç yüzden başlayarak uyluk iç kesiminden ayak sırtına doğru uzanır. Bu damar bacağın toplam kan akışının %10-15 ini karşılamaktadır. Fakat bu damar bozulduktan sonra bu görevi yerine getirememektedir. Bu nedenle damarın yok edilmesi bireyde sıkıntı oluşturmaz. Bu damarlar kalp by-pass operasyonunda kullanılabilmektedir. Fakat genişlemiş ileri derecede tortüöz damar yapısı bypass için de uyumlu değildir. Dolayısıyla genişlemiş kapakçıları tamamen bozulmuş, görevini yapamayan ve kalp operasyonlarında kullanılamayacak bir damarın yok edilmesinde bir sıkıntı yaratmaz. 

 

Bioglue Tedavisi 

Bu yöntem LASER ve RF ten tamamen farklı bir yöntemdir. Yukarıda anlattığımız yöntemlerde ısı oluşturularak damarda büzüşme ve kapanma sağlanır. Bioglue (yapışkan) yönteminde damar iç yüzüne; vücuda yabancı olmayan, ciddi alerjik reaksiyon yaratmayan ve kan ürünleri ile karşılaştığı andan itibaren sertleşip yapışkan hale dönüşen siyanoakrilat dediğimiz bir madde enjeksiyonu ile yapılır. Bioglue embolizasyonu (tıkama) yeni ve çok konforlu bir yöntemdir. Safen ven bioglue embolizasyonları; 2010 yıllarından denemeler başlanmış son yıllarda klinik kullanıma girmiş ve ülkemizde de birkaç yıl içerisinde büyük oranda lazer ve RF ablasyonu yerini almış durumdadır. Yöntemin teknik üstünlüklerinin başında hastaya genel veya tümesan anestezi gerektirmemesi gelmektedir. Bu uygulamada ısı olmadığından acı yoktur ve ciltte renk değişikliği gelişmez. Benzer şekilde ablasyon tedavisi gibi diz altı bölgeden bozuk toplardamar bulunarak bir iğne deliğinden kasık bölgesine kadar gelinip kasıktan diz altı bölgeye kadar damar içerisine yapıştırıcı bir madde enjeksiyonu prensibine dayanmaktadır. Yine bu yöntemde yapıştırıcı madde damar içerisine yumuşak kateterle gönderilmektedir. İşlem süresi 15 dakikadır. İşlem bittikten hemen sonra hasta masadayken ayak bileğinden kasığa kadar bandaj veya sıkı kompresyon çorabı giydirilir. 2 gün bu halde kalması istenir. İşlem sonrası; Tedaviden sonra hasta 5-10 dakika gözlendikten sonra aracını kullanarak evine gidebilir. Aynı gün normal aktivitesine dönebilir. 2 gün içerisinde ağır olmamak kaydı ile normal sportif aktivitelerini yapabilir. 2-3 hafta sonra ağır spor ve ağır çalışmaya başlayabilir. Bioglue uygulamasında ilacın derin venlerere kaçma riski yüksek olduğundan deneyimli kişilerce dikkatli yapılması gerekir. Tedavinin başarı oranı ablasyon tedavilerine yakındır.  

 
4

                      Bioglue (yapışkan) tedavisinde safen veni kapatmak için kullanılan kateter sistemi

Varis Pake Tedavileri 

Çok büyük perforan venler veya çok geniş pakeler lazer ablasyon ile yakılıp sönmesi sağlanabilir. Fakat genellikle orta boy ve büyük boy pakelerde köpük tedavileri tatmin edici sonuçlar vermektedir. Telenjiektazik (kılcal) varislerin tedavisi; Burada damar çapı iğne çapına eşit veya daha küçük olduğundan dolayı bu varislerde köpük tedavisi uygulamak mümkün değildir. Bu bölgelere yüzeyel lazer (nd yak lazer) yöntemleri ile tedavi yapılabilmekte ve büyük oranda başarı elde edilebilmektedir.